Halfeti Yavaş Şehir - Şanlıurfa


Halfeti... 2000 yılında topraklarının yarısı Birecik Baraj gölüne gömülen bir tarih...
Geçtiğimiz yıl 3 günlük Gaziantep gezimizin bir gününü Halfeti için ayırmış, ancak havanın çok yağışlı olması nedeniyle gezimizi iptal etmek zorunda kalmıştık.

Bir yıl aradan sonra Gaziantep’teyiz. Mart ayı ama güneş bu kez gülen yüzünü gösterdi ve biz Halfeti yollarındayız.
Halfeti, Birecik Barajı'nın Nisan 2000'de su tutmaya başlamasıyla, Fırat'ın iki kıyısındaki 45 köyle birlikte sular altında kalmış. Halfeti, topraklarının beşte ikisini kaybetmiş. Kaybedilen yalnızca evler, geçim kaynağı tarlalar, fıstık bahçeleri değil Halfeti’nin M.Ö 800’lü yıllara dayanan tarihi geçmişi olmuş.

Halfeti arazisinin büyük bir bölümünün sular altında kalmasıyla Karaotlak bölgesi yeni yerleşim alanı olarak belirlenmiş. 
Halfeti, özgün kimliğini koruyan kentlere verilen Cittaslow yani “yavaş şehir” unvanını Güneydoğu’da alan ilk şehir olmuş. İlçe 4 bin yıllık tarihi, 200 yıllık tarihi cami, kesme taş sokakları, sadece burada yetişen kara gülü, kano parkurları, Değirmen Deresi Vadisi, çizgili sırtlanı, tekne turları, incir kavurması, şabut balığı, kebat reçeliyle bunu fazlasıyla hak ediyor.


Gaziantep Halfeti arası yaklaşık olarak 100 km, Urfa’dan ise 120 km.  Gurup kalabalık olunca araç kiralamayı tercih ettik. Yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuktan sonra Halfeti’ye ulaştık.
Önce Yeni Halfeti’den geçiyorsunuz. Sıradan bir kasaba görüntüsü. 9 km sonra bambaşka bir doğa karşınızda. Fırat Nehri kenarındaki Eski Halfeti’yi önce tepeden görecek, manzaraya hayran kalarak aşağıya ineceksiniz.
Halfeti'ye ulaştığımızda bizleri ilk karşılayan gezi teknelerinin çalışanları oldu. Burada yaşayan insanların çoğu geçimlerini turizmden sağlıyor. Fırat’ın kıyısında bizi bekleyen büyük teknelerden birisi ile pazarlık ederek  ( büyük tekne 80 TL) Fırat’ın sularına açılıyoruz.

Tekneyle önce Halfeti'nin iki üç katlı evlerinin önünden geçtik. Fırat’a hakim yamaç üzerinde yapılan bütün evlerin ön cephesi nehre bakıyor ve birbirinin önünü kesmeyecek şekilde inşa edilmiş. Evleri Ermeni ustaların yaptığı söyleniyor.


   Tur boyunca  Rumkale’yi, mağara evleri, Yavuzeli kıyısını ve Savaşan Köyü’nü görebiliyorsunuz.

Sarp kayalıkların üzerinde yükselen Rumkale.
 Rumkale Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulmuş. Günümüzde üç yanı Baraj gölüyle çevrilmiş olup, yarım ada görünümünde.  Rumkale’ye Kasaba köyünden ve Halfeti’den teknelerle ulaşmak mümkün.

Kalede beden duvarları ve burçlardan başka, Şair Aziz Nerses kilisesi, Barşavma manastırı, su sarnıçları ve su kuyusu bulunmakta.

 Hz. İsa'nın havarilerinden Jhonnes'in , Roma döneminde Rumkale'de kayadan oyma bir odada  İncil'in nüshalarını çoğalttığı rivayet ediliyor.

Burası tamamı sular altında kalan Savaşan Köyü
Bu manzarayı basında onlarca kez görmüş ve orada olmanın hayalini kurmuştum. 

Terk edilerek tamamen boşaltılmak zorunda kalan köye usul usul yaklaşıyoruz. Sular içinde yükselen  minareyi seyrederken içiniz burkuluyor. Sabah yağmur yağdığı için su biraz bulanık. Baraj gölünün altında kalan  camiyi gölge biçiminde görebiliyorsunuz. 


Yaklaştıkça daha büyük bir hüzün kaplıyor içinizi. Bir köy var karşınızda ancak içinde yaşayan insanlar yok, sokaklarında çocuk yok.
Savaşan Köyü'nde Fırat'ın suları yalnızca evleri, camileri, tarlaları değil bütün hayalleri, yaşanmışlıkları, tarihi derin sularına gömüvermiş.

 Köydeki tek yaşam belirtisi küçük teknelerin yanaşabildiği çay bahçesi. Biz büyük tekne ile gezdiğimiz için buraya inemedik.

Gördüğümüz, gezdiğimiz her yer ayrı bir iz bırakır bizde. Halfeti'nin bende bıraktığı iz ise yalnızlık, kaderine terkedilmiştik, sessizlik ve bir daha görme isteği.  

2 yorum:

  1. merhaba,
    öncelikle yazılarınız ve paylaşımlarınız çok güzel, eşimle bu yazılardan kendimize bir gap turu hazırlayabiliriz:)

    son fotoda küçük tekneler çay bahçesine yanaşıyor demişsiniz acaba burda durduğumuzda terkedilmiş sokakları gezme imkanımız oluyor mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda da belirttigim gibi biz buyuk tekne ile gittigimiz için inemedik aşagıya. Bir de kış oldugu icin henüz çay bahçesi açılmamıştı. Aşagıda nereler gezilebiliyor bilemiyorum. Şimdiden iyi geziler diliyorum :)

      Sil